TAKİBE AL FAVORİLERE EKLE
29 ZİYARETÇİ
  • YETKİLİ KİŞİ: Belirtilmemiş
  • ADRES: Enver Paşa Cad. No: 32 Merkezefendi /Denizli
  • TELEFON: 0 258 263 75 45
  • SOSYAL MEDYA:
AÇILIŞ - KAPANIŞ 08.00 20:00

FİRMA HAKKINDA

İhsan, İshak ve Baki Güncan kardeşler… Henüz çocuk sayılabilecek yaşta patron oldular. Bu aslında zorunlu bir patronluktu. Çünkü babaları vefat etmiş, Kaleiçi Çarşısı’ndaki kavaf dükkanını çalıştırma görevi onlara düşmüştü. Sonra herkes kendi işinin başına geçse de uzun yıllar birlikte çalıştı, iyi ve güzeli birlikte yaşadı, zorlukları birlikte aştılar.

Adres ismiyle faaliyet gösteren ayakkabı mağazasının sahibi İshak Güncan, henüz 15 yaşında patronluğa adım atışını, sonraki yılları, işyeri komşularının desteğini, yıllarca esnaflık yaptıkları Kaleiçi Çarşısı’ndan çıkışlarını anlattı.

Sonra söz geçtiğimiz günlerde çokça konuşulan “zehirli ayakkabıları” geldi. “Bu ayakkabılardan Denizli’de bulundu mu?” sorumuza içtenlikle yanıt verdi. Ardından iyi ayakkabı için dikkat edilmesi gereken detaylara değindi. İşte İshak Güncan’ın anlatımıyla çocuk yaşta başlayan patronluğun ve bugünlere gelişin öyküsü…

BABA VEFAT ETTİ, İŞ ONLARA KALDI
Babanızın vefatından sonra çok küçük denilebilecek yaşlarda kolları sıvayıp işin başına geçtiniz. İsterseniz sohbete küçük yaşta patron olmayla başlayalım. Kaç yaşındaydınız?

Aktif olarak işe başladığımızda ben 15 yaşındaydım. Babamız, biz küçük yaştayken vefat edince mecburen kardeşlerimle beraber iş başı yapmış olduk. 1980’den itibaren atif olarak bu sektörde faaliyet gösteriyoruz.

Hep ayakkabıcılık sektöründe oldunuz değil mi?

Evet… Neden bu sektördeyiz. Çünkü dede mesleği. Dedem ayakkabıcı, babam ayakkabıcı, doğal olarak bizler de bu mesleği seçtik.

İşin üreten tarafında da oldunuz mu?

Üretimde olmadık… Biz sürekli al-sat yaptık. Parekende satış oldu işimiz. İmalat farklı bir alan ve bize uzak.

Neden uzak? Bildiğimiz bir iş değil imalatçılık.

GELENEKSEL ESNAF DESTEĞİ
Ağabeyin var, sen ve bir de küçük kardeşin… Baba vefa etmiş ve açık tutulmayı bekleyen bir işyeri. Büyük bir sorumluluk ister. O yaşlarda bu sorumluluğu aldınız. Zor oldu mu o yıllar?

Tabii kolay olmadı. Hele çok küçük yaşlarda başlamak hiçte kolay değildi. Bu bizim dezavantajımızdı. Ancak, zaman zaman Kaleiçi’ndeki dükkan komşularımız, zaman zaman aile büyüklerimiz bizi desekledi. Bu da bize güven verdi, işimize sıkı sıkıya sarıldık.

Aklınıza şu geldi mi? Henüz çocuk yaştayız, biz bu işi yürütemeyiz endişelerine kapıldığınız anlar oldu mu?

Zaman zaman olsa da bizim bir avantajımız vardı. Neydi o? Belki biz işin başına aktif olarak 15 yaşında geçtik, fakat biz ilkokul birinci sınıftan itibaren işin içindeydik. Rahmetli babam Kaleiçi’ndeki dükkanı açar; biz de sabahçıysak öğleyin okul çıkışı, öğleciysek sabahtan işyerine gider çalışırdık. Dolayısıyla hep işin içinde olduk. Nasıl satış yapılır, müşteriyle nasıl diyalog kurulur; bunları gördük, öğrendik. Bu da bizim işimizi kolaylaştırdı.

Sizin küçük yaşta işletmeci olmanızdan yararlanmak isteyen ya da sizleri zorda bırakmak isteyenlerle karşılaştınız mı? Sipariylerinizde, “ben bunları aldatırım” manığıyla hareket edenler oldu mu?

Çok şükür böyleleriyle karşılaşmadık. Önümüze büyük engeller çıkmadı. Aksine küçük olmamız nedeniyle bize yönelik koruma bile oldu diyebilirim. Kötülerle karşılamadık.

Kaleiçi esnafının geleneksel koruyuculuk yaklaşımı yanınızda oldu…

Destekleyen oldu ama bizi kösteklemek isteyen olmadı.

BÜYÜME YILLARI

Bir süre sonra babadan kalan dükkanla idare emek yerine büyüme yolunu seçtiniz. Kardeşler olarak Kaleiçi’nde yeni dükkanlar açtınız. Biraz da o yıllardan söz edelim mi?

Bayramyeri’nde bizim sektör yok. Alışveriş merkezleri yok. Delikliınar var ama bugünkü gibi hareketli değil. Dolayısıyla Kaleiçi Çarşısı en önemli alışveriş merkezi. Biz de bu çarşının yabancısı değiliz, orada büyüdük. O dönem küçük mağazalar iş yapıyordu. Çünkü alternatif olabilecek büyük mağazalar yoktu. Müşteri için tek adres vardı, Kaleiçi… Kim daha güzel, kaliteli, bol çeşit ve uygun fiyat imkanı sunuyosa müşteriyi çekiyordu, kazanıyordu. Biz de yıllarca bunu yapmaya çalıştık.

Ama zamanla müşterinin bakışı değişti. Aynı market-bakkal mantığı gibi bir durum ortaya çıktı. Büyümek, buna ayak uydurmak, müşterinin isteğini karşılamak gerekiyordu. Biz de bunu yapmaya çalıştık.

Kaleiçi’nde birden fazla işyeriniz vardı değil mi?

Evet, iki tane ayakkabı satış mağazamız vardı.

KALEİÇİ ÇARŞISI’NA VEDA
Sonra Kaleiçi’nden ayrılma vakti geldiğini düşündünüz, Kavaf olarak ilk çıkanlardansınız sanıyorum…

Öyle sayılır… İlk çıkanlar arasındayız…

Kaleiçi ile bugün bulunduğunuz yeri kıyaslarsanız “iyi ki zamanında oradan çıkmışız mı” diyorsunuz?

Evet, bugün geriye baktığımızda “iyi ki çıkmışız” diyoruz. Çünkü müşterinin alışveriş anlayışı değişti. Eskiden 20-30 metrekare yerde satış yapabiliyordunuz. Müşteri orada beğeniye sunduklarınızla yetiniyordu. Şimdi öyle değil, müşteri çok geziyor, inceliyor, birçok ürün görüyor, seçici davranıyor. Müşteri seçici olunca, biz de mecburen ürün çeşidini atırmak zorundayız. Kaleiçi’nde bunu yapmak zor. Çünkü dükkanlar geniş değil. Dolayısıyla orada sunabilecekleriniz sınırlı kalıyor.

Peki, bu içinde bulunduğumuz binanın genişliği ne kadar?

Burası depo ve diğer yerler hariç, reyon olarak 350 metrekare…

Bazı firmaların bayilikleri de var değil mi?

Tabii bayiliğini yaptığımız firmalar var. Ayrıca bizim fason olarak yaptırdığımız üretim var.

Kendi isminizi taşıyan ürünler de var öyle mi?

Evet, kendi markamızla satışa sunduğumuz bayan ve erkek ayakkabı çeşitlerimiz var. Üretimi İstanbul ve İzmir’deki firmalara yaptırıyoruz. Zaten bu sektörün üretim merkezi İstanbul ve İzmir.

KALİTELİ AYAKKABI İÇİN DİKKAT EDİLECEKLER
Ayakkabı alacağız, neye dikkat emeliyiz? Kaliteli ayakkabı deyince ne gelmeli aklımıza?

Bir kere ayakkabı alırken dikkat edeceğiniz şey, hakiki deriden mi yapılmış ona bakmalısınız. Yazın giyeceğiniz ayakkabının tabanında gerçek kösele kullanılıp kullanılmadığı da önemli. Kışın ise kauçuk olan ürünler tercih edilmeli. Emitasyon (taklit) tercih edilecekse de Türk malı olduğuna dikkat edilmeli. Çünkü yurt dışından, özellikle Çin’den gelen ürünler sıkıntılı olabiliyor.

DENİZLİ’YE ZEHİRLİ AYAKKABI GELDİ Mİ?
Söz buraya gelmişken soralım… Nedir şu Çin’den gelen zehirli ayakkabı hikayesi?

Çin malı olan ürünleri kokusundan hemen fark edersiniz. Çin malı ürünü tamir ettiremezsiniz. Yani kenarından açılma, patlama olduysa tamir ettiremezsiniz. Nasıl bir malzeme kullanıyorlarsa, tamiri bile mümkün değil. Oysa Türk mallarında açılma olduğunda tamir ettirerek kullanabilirsiniz. Çin malı ayakkabılar sağlıklı değil. Neden? Ayağa nefes aldırmıyor, gözenekler yok. O nedenle daha önce söylediğim gibi ayakkabı alırken hakiki deri olmasına dikkat edilmeli ve tercih Türk malından yana kullanılmalı.

Zehir hikayesi nedir?

Kullanılan malzemenin vücuda teması ve terle ayağa zarar veriyor ayakkabı. Ayakkabıdan 10 şikayet varsa bunun dokuzu Çin malı ürünlerden geliyor. Mağazamıza Çin malı sokmadığımızdan çok rahat konuşuyoruz.

Piyasaya verildiği konusunda söylentiler var…

Bir firmada çıktı. Diğer firmalarda “zehirli” diye tabir ettiğimiz Çin malı ayakkabılar yok. Yetkililer, mağazaları tek tek dolaşıp, zehirli ayakkabıları piyasaya verdiği iddia edilen firmanın (yasal bir sıkıntıyla karşılaşmamak için isim vermedi) ürünü olup olmadığını soruyor. Şimdilik yok, sadece o firmada çıktı.

KALEİÇİ CAZİBESİNİ NEDEN YİTİRDİ?
Kaleiçi bir dönem Denizli’nin alışveriş merkezi gibiydi. Sonra cazibesini yitirdi. Ne oldu da yitirdi?

Bence çarşıdaki dükkan metrekarelerinin küçük kalmasıyla alakalı. Biz de zamanında oradan çıktık. Oradaki arkadaşların çoğunu tanıyorum, konuşuyoruz. Şimdi 20 metrekare yerde hem bayan, hem erkek, hem çocuk ayakkabısını müşteriye sunmak zor. İnsanlar çeşitleri görmek, ona gerek seçim yapmak istiyor. Dolayısıyla 20 metrekare yerde üç ayrı grubun ürününü teşhir edip satamazsınız. Bırakın üçünü bir grubun bile satamazsınız.

Bunu ben market-bakkal mantığıyla ifade ediyorum. Ne yapıyoruz? Küçük alışverişlerimizi mahalle bakkalından yapıyoruz. Daha fazlası için markete gidiyoruz. Neden? Çünkü orada seçenek daha fazla ve fiyatlar daha makul.

HEDEF ÖLÇÜLÜ BÜYÜMEK
Küçük yaşta patron olduğunuz bu işte bundan sonraki hedef ne?

Büyümekse de ölçülü büyümek… Dikkatli adım atmak zorundayız. Mağaza açmak kolay, idare etmek, takip etmek çok zor. Dolayısıyla büyümeye eve diyorum ama ölçülü olacaksa…

Kaç çeşit ürün var?

Bayan ve erkek ağırlıklı ürünler var. Bayan çantaları var. Spor ayakkabıları var.

FİRMA HAKKINDA YORUM YAP

FİRMA HAKKINDA YAPILAN YORUMLAR

Hiç yorum yapılmamış.